Bu sırada
STC' den umudumu kesmişken ilk sahibinden 69 model bir Anadol edindim. Daha
sonra diğer Anadolseverlerle tanışıp çevremden haberdar olur hale geldim.
STC ler için bir envanter çalışması yapan Mehmet Ali Dündar arkadaşımız
İzmir' de bir STC olduğunu bildirdi ve sahibinin belki satabileceğini
söyledi. Turabi beyle bu arabanın belki 5 seneden daha önce çekilmiş
resimlerini gördük. Dejenerasyon başlamış ama hala bir STC' ydi. Daha sonra
Turabi bey arabanın sahibi Özcan beyle irtibata geçti. Arayışımızdan ve
amacımızdan bahsetti. Özcan beyin oldukça anlayışlı bir o kadar da duygusal
bir insan olduğunu gördük. Yine de ÖTV nin revaçta olduğu ve yaşlı
otomobillerin birer birer yok olduğu günlerde, arabayı yaşatmak
kaygısındaki Özcan beyi ikna etmek çok da kolay olmadı. Bu arada Mehmet Ali
bey arabanın biraz daha yeni sayılabilecek (3-4 yıllık)
resimlerini gönderdiğinde bile biz bu arabayı adam ederiz diye düşündüm.
Arabanın genel durumu dışında iki kat marşpiyer eklenmiş, aşırı şişirilmiş
dodikler, ön panjur ve tampon grubu farklı arka tampon grubu ve stop
yuvaları farklıydı.
Turabi beyle beraber bu arabayı ortak
olarak alıp toparlamak için 3 Aralık 2004 de İzmir' e gittik. Özcan bey bizi
karşıladı ve arabayı son yıllarda emanet ettiği akrabasının yanına gittik.
STC' yi gördüğümde yüzümün biraz daha ısındığını hissettim. Çünkü resimde
gördüğümüzden daha fazla eksiği olan bir arabaydı. Üzerinde STC nin
orjinal göstergeleri eksikti.
Hatta Özcan bey STC' yi tasarlayan Sn.
Eralp Noyan olarak hatırladığı kişinin kendisine geldiğini ve arabayı
restore etmenin çok zor olacağını ifade ettiğini söyledi. Ben burada eğer o
kişi Eralp Noyan idiyse artık seçenek fazla kalmadığı için benim geçmişte
düştüğüm hataya düştüğünü düşündüm. Ama arabayı almamış olmasına da
sevindim.
Arabayı aldık ve
Özcan beyle balığımızı da yedik. Özcan bey bizi otele uğurlarken ortam son
derece duygusaldı ve bizim şimdilik son bir tur teklifimize çok sevindi. Son
bir İzmir Kordonboyu turundan sonra hiç tanımadığımız bir arabanın
direkiyonunda 500 km' lik yolculuğa çıktık. Araba çok iyi koşuyordu ve
kasanın genel yapısı sağlam ve direksiyonu bile bir çok STC ninkinin aksine
orjinaldi. İstanbul' a kadar arabanın bu ilginç görüntüsüyle dikkatli
bakışları üzerinde toplar bir biçimde ama sorunsuz olarak ulaştık.
Önce arabanın devir
işlemleri tamamlandı ve 35 CLY 37 olan plakasını da İstanbul plakasına
çevirmemiz gerekiyordu. 19 şasi numaralı STC olmasından dolayı arabaya 34
STC 19 plakasını aldık. Arabayı da Hasanpaşa' da Davut Kahraman ustaya
teslim ettik. Yaklaşık 35 yıldır Anadol' la yatıp kalkan Davut usta gözü
kapalı motor indirip takabilen bir ustadır. Kendisi ilk başta meşhur Anadol
ustası Ülkü Şişlioğlu' nun yanında çalışırken, daha sonra işi devraldı. Önce
yürüyen aksamı elden geçirdik. Takılı olan büyük Ascona
diferansiyelini orjinal Anadol diferansiyeli ile değiştirdik. Motor ve
şanzuman orjinal ve iyi durumdaydı. Yaptığımız tespitte kabin içi ve motor
içi bazı izlerden aracın bir dönem roll-cage li ve büyük bir motor takılmak
suretiyle kullanıldığını anladık. Keza kaput içindeki değişikliklerden büyük
motorun hacmi anlaşılıyordu. Yani en azından bir dönem yarışmış bir Süper
Türk Canavarı ile uğraşacaktık.
Biz bir yandan parçaları ayarlamaya
çalışırken, bir akşam Gürhan Pizan kardeşimiz elinde bir torbayla
Büyükçekmece' den kalkıp Erenköy' e geldi (70 km). Torbanın içinde STC' nin
orjinal saatleri tam takım olarak vardı. Onun bu ince jestini ve bizden hiç
bir bedel almadan büyük bir içtenlikle yaptığı bu yardımı hiç bir
zaman unutamam.
Yine aynı sıralarda, Silivri
yakınlarında hurda bir Escort Mk2 gözüme çarptı. Arabanın üzerinde 70'li
yılların ünlü Cromodora marka magnezyum alaşım yarış tipi jantları vardı.
Tam takım halindeki jantları alabilmek için arabanın sahibi ile irtibata
geçtim ve lastikli 4 jant takmam ve küçük bir meblağ ödemem karşılğında
bagajdaki yedeği de dahil 5 jantı bana verdi.
Bu arada en önemli eksikliklerimizden
olan ön panjur problemini çözmemiz de ilginç oldu. Biz kara kara düşünürken
ve benzersiz bir forma sahip bu parçayı nasıl yaptıracağız derken bir gün
Otosan Ford'da yönetici olan Sn. Atilla Argat kendi STC'lerinden birinin
panjuru ile çıkageldi. ''Takın güle güle kullanın'' derken inanın bir
otomobilin hayata döndürülmesi için bu kadar sevgi ve ilgi görmesi Turabi
bey ve beni mest etti.
Daha sonra fiber işlerini halletmek
üzere Otosan' ın eski fiber ve kapı asma ustalarından (STC de dahil) Ömer
beyi (Ömer hoca) bulup arabayı orjinal çizgileri ile restore etmesini talep
ettik. Kendisi işi yıllar önce bıraktığı ve yeri olmadığı için bu konuya
sempatik bakmadı. Aslında uzak bir camide müezzinlik yapmaktaydı ve yaşı
da altmışını hayli geçmişti. Daha sonra Turabi beyin babası Ender amca ve
Davut usta kendisine baskı yapınca işi Ocak ayında yapmayı kabul etti. Önce
arabanın üzerindeki kilolarca fazla fiber ve jelkoat söküldü. Orjinal
çizgiler ortaya çıkartıldı.
Problemli yerler için de Behmen beyin
elindeki ön tampon ve arka çeyrek kalıplarından faydalanıldı. Behmen bey
ayrıca STC' sini günlerce atölyede bıraktı. Bursa' dan Erdal Gömügen
arkadaşımızın elindeki hurda STC den de arka taraf için faydalandık. Derken
fiber işleri bitti ve Şubat ayı sonunda Ömer ağabeyi uğurladık. Şunu
belirtmek isterim ki, Ömer usta işi 15 günde bitirmeyi planlarken bizim
aşırı titizliğimiz nedeniyle iş bir aydan uzun sürdü.
Bu arada boya için arayış içersindeydik
ve işin uğraştırıcı olması ve bizim titizliğimizden dolayı işi yapacak
boya ustası bulmakta zorlandık. Sonunda Mart ayında Hasanpaşa' da Kadir
Usta ile anlaştık. Gerçekten de zorlu bir hazırlıktan sonra kendisi 15 günde
işi bitirmeyi planlarken 45 gün gibi bir sürede işini bitirmesini sağladık!
Ama arabanın sarı rengi ortaya çıkınca bir STC yaptığımızın ve bayağı bir
yol katettiğimizin farkına vardık.
Eski Dolapdereli, şu anda Kartal' daki
işliğinde sanatını icra eden Zeki Ağabey bize STC nin orjinal stop ve sinyal
camlarını hazırladı. Kendisinin hazırladığı camlar bir çok antika otomobile
hayat verdi. Hatta yurt dışındaki otomobil kulübü ve müzelerden periyodik
olarak siparişler almaya devam ediyor.
Daha sonra Davut ustayla STC' nin motor
aksamını bitirdik.
Arabanın
tüm gitti geldi ve mekanik aksam çalışması Davut beyin çalışmalarıyla oldu.
Fren sistemin de Sinan ustayla yeniledik. Bu arada kaportanın siyaha
boyanması gereken bölümlerini de Turabi beyle birlikte hazırladık. Bu
dönemde bizi çok sevindiren bir haber de Ankara' dan Sn. Metin Berberoğlu'ndan geldi. Arka Anadol ve STC16 yazılarını orjinal olarak yaptırıp bize
karşılık beklemeksizin yollamıştı. Paketi açtığımızda sanki bir altın
külçesini elimize almışcasına sevindik. Bu arabayı restore ederken
orjinaline uygun çalışma yapmak istediğimizden dolayı bu tip parçalar bizim
için çok önem taşıyordu.
Bu dönemde Mevlüt ustanın Ümraniye' deki
hurdalığını da sık sık ziyaret ederek bazı detay parçalarını edindik.
Mekanik parçaların bir kısmının tedarikini de Zeybek Oto ve Şenbaba Otomotiv
firmalarından gerçekleştirdik.
Elimizde orjinal bir göğüs paneli
olmakla beraber, bu parçayı Turabi beyin okul arkadaşı Sn. Ahmet Özügül
lazer kesimle hazırlayıp toz statik boyayla boyatıp bize verdi.
Ahmet
beyin bazı metal parçaların orjinaline uygun olarak yapılmasında büyük
katkısı oldu.
Derken elektrik tesisatı için Otosan'
dan emekli ve STC' nin de elektrik tesisatını hazırlayan ''Çamur Bayram''
Bayram Delikanlı usta işe başladı. Yaklaşık 15 gün de tesisat işleri sürdü.
Bu
arada Mayıs ayına geldik ve arabanın camları Bostancı Doğan Oto Cam
firmasında Musa bey ve ekibi tarafından elden geçirildi ve takıldı. Arabanın
döşemelerini de orjinaline uygun olarak eski Dolapdere ustalarından şimdi Ümraniye'
de çalışan Hüsnü Özenir' e yaptırdık. Kendisi Bayram ve Ömer ustalar gibi
altmışlı yaşlarının ortasındaydı. Arabayı tekrar Davut Kahraman ustanın
dükkanına getirip finisyon işlerini tamamladık. Davut usta dayanamayıp kendi
Anadol'undaki orjinal çerçeveli Anadol STC armasını söküp bizim arabaya
taktı. Araba 7. ay sonunda ön panjurunun takılması ve Maslak'taki İlhan
Karaca ustaya son ayarları yaptırmamızdan sonra bana sevgili Turabi bey
dostumla Boğaz' da küçük bir kutlama yemeği yemek düştü. Daha sonra Sn.
Metin Berberoğlu'nun hazırlayıp gönderdiği STC16 el kitabını torpido gözüne
koymak da ayrı bir keyifti.